Büyüten Kadın Olmak
Anneler Günü’ne ithafen… Her şeyi sevgiyle büyüten tüm kadınlara… Kadın olmak, sadece bir kimlik değildir… Hayatın içinde sessizce akan, görünmeden hissedilen bir varoluş halidir.

Şenay Gültan Seyrekoğlu
senaygultan@gmail.com -Şenay Gültan Seyrekoğlu Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)
Anneler Günü’ne ithafen…
Her şeyi sevgiyle büyüten tüm kadınlara… Kadın olmak, sadece bir kimlik değildir… Hayatın içinde sessizce akan, görünmeden hissedilen bir varoluş halidir.
Bir kadının değdiği yer değişir. Sadece dokunmakla değil… Hissetmekle, taşımakla, anlamakla, sevmekle değişir…
Çünkü kadın, çoğu zaman söylenmeyeni duyar, görülmeyeni görür, ifade edilemeyeni içinde taşır. Kadın, hayatın içinde fark edilmeden her şeyi büyütür…
Bir çocuğu büyütür… Sadece fiziksel değil… Bir ruhu, bir duyguyu, bir dünyayı büyütür…
Bir ilişkiyi büyütür… Sabırla… anlayışla… bazen kendi içinden eksilterek…
Bir evi büyütür… Aslında bir alan yaratır; güvenin, ait olmanın, huzurun alanını… Bir çiçeği büyütür… Toprağı sabırla hazırlar… Görünmeyen kökleri besler…
Her gün aynı özenle yaklaşır…
Ve bilir ki… Her şey kendi zamanında açar. Zorlamadan…acele etmeden…
Sadece sevgiyle büyüterek…
Ve çoğu zaman bunları yaparken kendi içindeki sesi yavaş yavaş kısmaya başlar…
Ve belki de bu yüzden, en çok o yorulur. Herkese yetişmeye çalışırken… Her şeyi tutmaya çalışırken… Herkesi anlamaya çalışırken…
Kendi hislerini erteler. Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana koyar. Kendi yorgunluğunu görmezden gelir…
Çünkü ona bir yerde öğretilmiştir: “Önce başkaları…”
Ama zamanla bu “önce başkaları” hali, içinde sessiz bir uzaklığa dönüşür. Kendinden uzaklaşmaya…
Oysa kadın sadece veren değildir. Kadın aynı zamanda hissedendir.
Derin hisseden…ince ince algılayan… kalbiyle taşıyan…
Ve tam da bu yüzden, kendi içinde kalmaya da en çok ihtiyaç duyan…
Belki de en önemli farkındalık tam burada başlar. Büyüten kadın olmak, sadece başkalarını büyütmek değildir. Kendini de görebilmektir.
Kendine de şefkat gösterebilmektir. Kendi içindeki sesi de duyabilmektir.
Çünkü bir kadın, kendi içindeki boşluğu fark etmeden başkalarına doluluk veremez…
Ve bir noktada durup şunu sorması gerekir: “Ben kendimi ne kadar görüyorum?”
Çünkü içindeki kadın, ancak kendine döndüğünde derinleşir. Ancak kendine alan açtığında nefes alır. Ancak kendini yargılamadan dinlediğinde yumuşar.
Belki bugün… Herkes için yaptıklarını bir anlığına bırakıp, hiçbir rolün, hiçbir sorumluluğun yokmuş gibi sadece kendinle kalma zamanı…
Hiçbir şeyi yetiştirmek zorunda olmadan… hiç kimseye bir şey vermek zorunda olmadan… Sadece “SEN” olarak var olma zamanı…
Bu hafta kendine şu soruyu sor: “Ben en son ne zaman kendime gerçekten şefkat gösterdim?”
Küçük bir pratik: Bugün kendin için küçük ama gerçek bir alan aç…
Bir fincan kahve içerken sadece orada olmak… Kısa bir yürüyüşte sadece nefesini hissetmek… Veya sadece birkaç dakika hiçbir şey yapmadan durmak…
Ama bu kez gerçekten kendin için. Çünkü büyüten kadın… Ancak kendini fark edebildiğinde içine dönebildiğinde güçlenir.
Ve kendine dönen kadın, sadece büyüten değil… aynı zamanda kendini yeniden var edendir. Ve belki de şimdi…
Tam zamanı…
Tan Zamanı

