bizim mekan kurumsal web
08 Temmuz 2026 - Çarşamba

AFFETMEK KİMİ ÖZGÜRLEŞTİRİR?

Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyordur. Gülersin… çalışırsın… konuşursun.. Ama bir isim duyulduğunda, bir yer hatırlandığında ya da benzer bir durum yaşandığında, içindeki eski sızı yeniden canlanır. Çünkü bazı yaralar, yaşandığı gün bitmez.

Yazar - Şenay Gültan Seyrekoğlu
Okuma Süresi: 4 dk.
84 okunma
Şenay Gültan Seyrekoğlu

Şenay Gültan Seyrekoğlu

senaygultan@gmail.com -
Takip EtGoogle News

TAN ZAMANI 

Şenay Gültan Seyrekoğlu  Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)

AFFETMEK KİMİ ÖZGÜRLEŞTİRİR?

Bazı kırgınlıklar kolay geçmez. Bir cümle… Bir davranış… Bir anda yarım kalan güven… Bazen yıllar geçer ama insanın içindeki o an geçmez.

 

Dışarıdan bakıldığında hayat devam ediyordur. Gülersin… çalışırsın… konuşursun.. Ama bir isim duyulduğunda, bir yer hatırlandığında ya da benzer bir durum yaşandığında, içindeki eski sızı yeniden canlanır. Çünkü bazı yaralar, yaşandığı gün bitmez. İçeri de taşınmaya devam eder.

Ve insan çoğu zaman affetmediğini değil, unutamadığını düşünür. Oysa affetmek, unutmak değildir.Yaşananı yok saymak değildir. Haksızlığı haklı çıkarmak değildir.

“Hiçbir şey olmamış gibi” davranmak hiç değildir. Affetmek, olanın seni her gün yeniden yaralamasına izin vermemeyi seçmektir.

Çünkü bazen kırıldığımız kişiyi hayatımızdan çıkarırız ama yaşattığı duyguyu içimizde taşımaya devam ederiz.

 

Onun söylediklerini… Onun eksilttiklerini… Onun bıraktığı güvensizliği…

Ve fark etmeden, geçmişte yaşanan bir anın bugünkü hayatımızı yönetmesine izin veririz.

Ünlü yazar Lewis B. Smedes’in söylediği gibi: “Affetmek, bir mahkûmu özgür bırakmak ve o mahkûmun sen olduğunu fark etmektir.”

Bu sözün içinde güçlü bir gerçek saklıdır. Affetmediğimizde çoğu zaman karşı tarafın hayatı değişmez.

 

Belki o kişi yoluna devam eder. Belki yaptığının farkında bile değildir. Belki özür dilemez. Belki hiçbir zaman bizim beklediğimiz şekilde anlamaz.

Ama biz, içimizde aynı konuşmayı tekrar tekrar sürdürürüz. “Bunu bana nasıl yaptı?” “Ben bunu hak etmedim.” “Keşke şöyle olsaydı…”

“Keşke o gün başka türlü davransaydım…”

Bu soruların her biri insanı geçmişe bağlayan ince ipler gibidir.

Ve bazen özgürleşmek, o ipleri bir anda koparmak değil; her gün biraz daha gevşetmektir.

Affetmek, karşındaki kişiye yeniden güvenmek zorunda olduğun anlamına da gelmez. Bazı insanlar hayatımızda kalmayı hak etmez.

Bazı mesafeler korunmalıdır. Bazı sınırlar, iyileşmenin bir parçasıdır. Ama kalbinde taşıdığın yükü bırakmak, yine de mümkündür.

Çünkü affetmek bazen şöyle demektir: “Bana yaptığını doğru bulmuyorum. Ama bunun hayatımın geri kalanını yönetmesine de izin vermiyorum.”

Bu cümle, hem sınırı hem de özgürlüğü içinde taşır. Belki de affetmenin en zor tarafı, karşımızdakini değil; o yaşananların içimizde bıraktığı halimizi kucaklamaktır.

O gün kırılan yanımızı… Kendini yalnız hisseden tarafımızı… “Ben neden yetmedim?” diye soran iç sesimizi… İyileşme çoğu zaman dışarıya değil, önce buraya dokunur.

Çünkü insan, kendini suçlamayı bıraktığında da affetmeye yaklaşır.

Belki bugün kendine şu soruyu sor: “Ben kimi affedemiyorum ve bu kırgınlık bende neyi canlı tutuyor?”

Ardından şunu: “Bu yükü taşımaya devam etmek bana neye mal oluyor?” Küçük bir pratik: Sessiz bir an seç. Seni kıran kişiyi değil, o olayın içindeki kendini düşün. 

Ve içinden şu cümleyi geçir: “O gün elimden geleni yaptım. Bugün ise kendimi bu yükten özgürleştirmeyi seçiyorum.”

 

Bu cümleyi söylemek, her şeyi bir anda çözmek zorunda değildir.

Ama insanın kendi kalbine doğru attığı küçük bir adım olabilir.

Çünkü affetmek…Geçmişi değiştirmek değildir. Ama geçmişin, bugününü ve yarınını yönetmesine izin vermemektir.

Ve belki de şimdi…

Tam zamanı…

Tan Zamanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss