KENDİNE NASIL DAVRANIYORSUN?
Bir arkadaşın sana gelse… Bir hata yaptığını anlatsa… Bir konuda başarısız olduğunu düşünse… Kendini yetersiz hissetse… Ona ne söylerdin? Muhtemelen yargılamazdın. Anlamaya çalışırdın. Destek olurdun

Şenay Gültan Seyrekoğlu
senaygultan@gmail.com -TAN ZAMANI Şenay Gültan Seyrekoğlu Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)
Kendine Nasıl Davranıyorsun?
Bir arkadaşın sana gelse… Bir hata yaptığını anlatsa…
Bir konuda başarısız olduğunu düşünse… Kendini yetersiz hissetse… Ona ne söylerdin?
Muhtemelen yargılamazdın. Anlamaya çalışırdın. Destek olurdun.
Belki de ona, tek bir olayın bütün hayatını tanımlamayacağını hatırlatırdın.
Peki ya aynı durum senin başına geldiğinde? Kendinle nasıl konuşuyorsun?
İşte çoğu zaman fark etmediğimiz şey tam da burada saklıdır. Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı, şefkati ve sabrı kendimizden esirgeyebiliriz.
Bir başkası hata yaptığında hoşgörülü olurken… Kendimize karşı acımasız olabiliriz…
Bir başkası yorulduğunda dinlenmesini önerirken… Kendimize “Biraz daha dayan” deriz. Bir başkası üzüldüğünde onu teselli ederken… Kendi duygularımızı görmezden gelebiliriz. Ve zamanla insanın içindeki en sert eleştirmen, kendi sesi haline gelir. Bir düşün… Gün içinde kaç kez kendini eleştiriyorsun? Belki aynaya bakarken…
Belki bir hata yaptığında… Belki yetiştiremediğin bir işin ardından…
Belki de sadece yorgun hissettiğin için…
Çoğu zaman bunu fark etmiyoruz bile. Çünkü yıllardır duyduğumuz bazı sesler zamanla kendi sesimizmiş gibi gelmeye başlıyor. “Daha iyi olmalısın.”
“Daha fazlasını yapmalısın.” “Bunu da başaramadın.”
“Yeterli değilsin.”
Ve insan bir süre sonra bu cümleleri sorgulamadan kabul ediyor.
Oysa ilginç bir gerçek var: Birçok insanı başkalarının söyledikleri değil, kendisine söyledikleri yoruyor. Çünkü dışarıdan gelen eleştiriler bazen unutulur. Ama içeride sürekli tekrar eden cümleler, insanın ruhuna yerleşir…
Belki de bu yüzden en derin yaralarımızın bazıları başkalarının bize yaptıklarından değil, kendimize yapmaya devam ettiklerimizden oluşur.
Ünlü yazar ve düşünür Maya Angelou’nun söylediği gibi: “Elinden geleni yapıyordun. Daha iyisini öğrendiğinde, daha iyisini yaparsın.”
Ne kadar sade… Ama ne kadar dönüştürücü bir bakış. Çünkü hepimiz hayatın bir döneminde bildiğimiz kadarıyla seçimler yaptık. Bazı kararlarımız doğruydu. Bazıları değildi. Bazıları bizi büyüttü. Bazıları ise ders oldu…
Ama geçmişteki halimizi bugünkü bilgimizle yargılamak, kendimize yaptığımız en büyük haksızlıklardan biridir. Belki de iyileşmenin başlangıcı, kendimizi affetmekle başlar. Kendimize biraz daha anlayış göstermekle… Kendi içimizde düşman değil, dost olabilmekle…
Çünkü insan günün sonunda en çok kendi sesiyle baş başa kalır. Ve o ses ya bir yük olur… Ya da bir yol arkadaşı. Belki de kendine sorman gereken soru şudur:
Hayatında en uzun süre birlikte yaşayacağın insan kim?
Cevap belli: Kendin. Öyleyse neden en sert davrandığın kişi de yine sen olasın?
Bugün kendine şu soruyu sor: “Ben kendimle nasıl konuşuyorum?”
Ve ardından şunu: “Bu sözleri sevdiğim bir insana söyler miydim?”
Küçük bir pratik: Bugün kendini eleştirdiğini fark ettiğin ilk anda dur. Derin bir nefes al. Ve aynı cümleyi, çok sevdiğin bir arkadaşına söyler gibi yeniden kur.
Belki o zaman fark edeceksin…
İnsan bazen başkalarından değil, kendinden biraz daha fazla nezaket görmeye ihtiyaç duyar. Çünkü kendine gösterdiğin şefkat… Hayatın geri kalanına da yansır.
Ve belki de şimdi…
Tam zamanı.
Tan Zamanı

