TAMAMLANMAK MI? TAM OLMAK MI?
Hayatımızın bir yerinde, çoğumuz fark etmeden aynı cümleyi kuruyoruz: “Şu olduğunda…” “Bunu başardığımda…” “Hayatıma doğru insan girdiğinde…” “Biraz daha param olduğunda…” “Hayalimdeki yere ulaştığımda…”

Şenay Gültan Seyrekoğlu
senaygultan@gmail.com -TAN ZAMANI
Şenay Gültan Seyrekoğlu Wellness Coach (Sosyolog/ Yaşam Koçu)
TAMAMLANMAK MI?
TAM OLMAK MI?
Hayatımızın bir yerinde, çoğumuz fark etmeden aynı cümleyi kuruyoruz: “Şu olduğunda…” “Bunu başardığımda…” “Hayatıma doğru insan girdiğinde…”
“Biraz daha param olduğunda…” “Hayalimdeki yere ulaştığımda…”
İşte o zaman tamamlanacağım. Sanki bugün olduğumuz hâlimiz henüz yeterli değilmiş gibi… Sanki içimizde görünmez bir boşluk var ve o boşluğu mutlaka bir şeyin doldurması gerekiyormuş gibi…
Bir insan…Bir ilişki…Bir başarı…Bir ev…Bir iş…Bir unvan…Bir onay…
Ve hayat boyunca bazen bu görünmez eksikliği tamamlayacak şeyi arıyoruz.
Peki ya mesele tamamlanmak değilse? Ya biz zaten bir bütünsek… Sadece kendimize uzun zamandır eksikmişiz gibi bakıyorsak?
Belki de insanın en büyük yanılgılarından biri, mutluluğu kendisinin dışına yerleştirmektir. “Biri beni severse değerli olacağım.”
“Başarılı olursam yeterli olacağım.” “Hayalim gerçekleşirse mutlu olacağım.”
Ve böylece hayat, sürekli gelecekte gerçekleşmesini beklediğimiz bir ana ertelenir… Oysa hayat beklediğimiz o gün geldiğinde bile çoğu zaman durmaz…
Bir hedefe ulaşırsın…Bir süre mutlu olursun… Sonra zihnin başka bir eksiklik bulur. Çünkü dışarıdaki hiçbir şey, içimizde sürekli büyüttüğümüz “Ben yeterli değilim.” duygusunu tek başına iyileştiremez. Bir insan hayatımıza güzellik katabilir. Bir ilişki bizi büyütebilir… Bir başarı bizi mutlu edebilir. Ama hiçbiri bizim varlığımızın eksik kalan parçası olmak zorunda değildir… Belki de sevgi, birbirini tamamlamak değil…İki insanın zaten tam olarak yan yana yürüyebilmesidir. Belki de başarı, kendimizi kanıtlamak değil…
İçimizde olanı hayata geçirebilmektir. Belki de mutluluk, hayatın bütün parçaları yerli yerine oturduğunda değil…Eksiklerimizle birlikte kendimize ait hissedebildiğimizde başlar. Psikolog Carl Rogers, insanın kendini olduğu hâliyle kabul etmesiyle değişimin mümkün olduğunu vurgulayan yaklaşımıyla bize önemli bir şey hatırlatır: “Kendimi olduğum gibi kabul ettiğimde, değişebilirim.”
Belki de tam olmak burada başlıyor. Her şeyin kusursuz olması gerektiğine inanmadığımızda… Hayatımızdaki bütün soruların cevaplarını bulmadığımızda… Bazı yaralarımız hâlâ iyileşme sürecindeyken…Bazen ne yapacağımızı bilmiyorken… Yine de kendimize: “Şu an olduğum hâlimle de bir bütünüm.” diyebildiğimizde…
Çünkü tam olmak, kusursuz olmak değildir. Hiç hata yapmamak değildir. Her şeyi çözmüş olmak değildir. Hiç acı çekmemek de değildir.
Tam olmak…Kendi parçalarına sahip çıkabilmektir. Güçlü yanına da… Kırılgan yanına da…Başarılarına da…Hatalarına da…
Geçmişte verdiğin yanlış kararlara da…Bugün henüz bilmediğin cevaplara da…
İnsan bazen en çok kendini değiştirmeye çalışırken kendinden uzaklaşır. Sürekli daha iyi, daha başarılı, daha güzel, daha güçlü olmaya çalışırken… Bugün olduğu kişiyi görmez. Oysa dönüşüm, kendimizi reddettiğimiz yerde değil…Kendimizi görebildiğimiz yerde başlar. Belki de hayat boyunca aradığımız şey, bizi tamamlayacak biri değildir. Belki aradığımız… Kendimizle yeniden kuracağımız bağdır.
Bir başkası hayatına eşlik edebilir. Bir dost seni güçlendirebilir. Bir sevgi seni büyütebilir. Bir başarı sana yeni kapılar açabilir. Ama bütün bunlar hayatına eklenen güzelliklerdir. Senin eksik parçaların değil. Çünkü bir insan, yalnızca yanında biri olduğunda değil… Kendi sessizliğiyle de kalabildiğinde… Kendi hayatını sahiplenebildiğinde… Kendi seçimlerinin sorumluluğunu alabildiğinde… Ve en önemlisi…
Kendisiyle barışabildiğinde tamdır. Bu hafta kendine şu soruyu sor: “Hayatımda beni tamamlayacağını düşündüğüm şey ne?” Sonra biraz daha derine in: “Eğer o şey hiç olmazsa, kendimi eksik mi hissedeceğim?” Ve belki en önemli soru: “Ben gerçekten eksik miyim, yoksa sadece kendime eksik olduğumu mu söylüyorum?”
Küçük bir pratik: Bugün kendine biraz zaman ayır. Bir kâğıda hayatında değer verdiğin özelliklerini yaz. Başarılarını değil sadece… Nasıl bir insan olduğunu…
Neleri sevdiğini…Neleri önemsediğini… Zorluklar karşısında seni ayakta tutan yanlarını… Belki de fark edeceksin… Uzun zamandır dışarıda aradığın birçok şeyin bir kısmı zaten içinde. Çünkü hayatımızdaki bazı boşluklar, bir şeyle doldurulmayı beklemiyor olabilir.
Belki de önce…Kendimiz tarafından görülmeyi bekliyordur. Tamamlanmak için sürekli bir şeylere ulaşmaya çalışırken… Tam olmanın zaten elimizde olan bir şey olduğunu unutabiliriz. Çünkü hayatın anlamı, eksik parçalarını bulup kusursuz bir resim oluşturmak olmayabilir. Belki hayat… Elimizdeki bütün parçalarla, Eksiklerimizle, Geçmişimizle, hayallerimizle, korkularımızla, Ve hâlâ cevaplayamadığımız sorularımızla…
Kendimize ait olmayı öğrenme yolculuğudur. Belki de hayat bize sürekli şunu söylüyordur: “Seni tamamlayacak bir şeyi beklemeyi bırak.” Çünkü sen, bir şey olduğunda… Bir hedefe ulaştığında… Biri seni seçtiğinde… Ya da hayat kusursuz bir hâle geldiğinde değerli olmayacaksın.
Sen, şu an da tam olmaya layıksın. Ve belki de hayatın en güzel hâli, bir gün tamamlanmayı beklemek değil… Bugün olduğun hâlinle kendine ait olabilmektir. Ve belki de şimdi… Tam olmayı hatırlamanın tam zamanı.Tan Zamanı…

