26 Ocak 2026 - Pazartesi

SERÜVENİMİN ÜÇÜNCÜ PERDESİ...

Evet, 38 yıllık gazetecilik serüvenimin üçüncü perdesi 1998 yılında açılmış oldu. 1997 yılının son ayının son günlerinde o zamanlar Sıtkı Şeremetli'nin sahibi olduğu Balıkesir BİRLİK Gazetesi'nde çalışmaya başladım.

Yazar - Zikri EVNER DOBRA DOBRA
Okuma Süresi: 10 dk.
147 okunma
Zikri EVNER DOBRA DOBRA

Zikri EVNER DOBRA DOBRA

zikriekspres@gmail.com - 0 532 342 90 12
Takip EtGoogle News

Evet, 38 yıllık gazetecilik serüvenimin üçüncü perdesi 1998 yılında açılmış oldu. 1997 yılının son ayının son günlerinde o zamanlar Sıtkı Şeremetli'nin sahibi olduğu Balıkesir BİRLİK Gazetesi'nde çalışmaya başladım. O gazetenin öncelikle kendi matbaasına sahip olmasına öncelik ettim.O zamanlar yaklaşık 10 yıllık meslek geçmişimle, deneyim ve birikiminle oraya bir çeki düzen vermeye çalıştım.O süreçte BİRLİK'te yaklaşık olarak dokuz ayı aşkın bir süre yoğun biçimde emek vererek çalıştım. Ancak BİRLİK'teki günlerime koşut olarak 'SAFİYANE BİÇİMDE' özel yaşamıma da bir çeki düzen verme gayesiyle şimdiki eşimle değil bir başkasıyla nişanlandım ve çok kısa bir süre sonra ayrıldım.Yaptığım 'O ÇOK YANLIŞ' tercihin bedeli çok ağır oldu ve beni mesleğimden ve o sırada mesleğimi icra ettiğim BİRLİK Gazetesi'nden maalesef kopardı, attı!

HER ŞEYİ geride bırakarak alıp başımı gittiğim İstanbul'da yaklaşık yedi ay gazetecilik dışında değişik işler yaptım ve alnımın akıyla bir anlamda 'BİZANS' sayılan 'İSTANBUL'da yaşama tutunmaya çalıştım, çabaladım, önemli ölçüde başarılı olduğumu da düşünüyorum İstanbul'daki yaşam mücadelemde..

.Ancak geride 10 yıllık gazetecilik birikim ve deneyimiyle 'OĞLUM SENDEN BU SAATTEN SONRA GAZETECİDEN BAŞKA BİR ŞEY OLMAZ' dedirten biçimde ve de artan ölçüde yaşadığım memleket hasretiyle mesleğe ve memleketime dönüş için bahaneler, fırsatlar aramaya başladım. Tam da o sırada Allah rahmet eylesin, nur içinde yatırsın o dönemde ANAVATAN Partisi'nde aktif siyaset yapan Recep ADIN ağabeyim yaklaşan 1999 milletvekili genel seçimleri için milletvekiliğine adaylığını açıklamış, kolları sıvayarak işi koyulmuş ve ilk olarakta beni aramıştı. 

'Zikri hemen gel, bu işler sensiz olmuyor, bahane kabul etmiyorum. Hem bu konuda bana verilmiş sözün vardı' diyen Recep ADIN'ın o sözleri hala kulaklarımı çınlatıyor. Ben de Recep ağabeyimin bu çağrısını fırsat bilerek zaten iyice soğumaya başladığım İstanbul'dan hemen iki gün sonra çıkıp geldim. Gelmesine geldim ama Benim Balıkesir'e döndüğüm gün Recep Adın'ın liste başı olduğu ANAP Balıkesir.milletvekili aday listesi değiştirilmiş ve liste başına kontenjan adayı verilmiş ve Recep ağabey dördüncü sıraya itilmişti.Sizin anlayacağınız ne Recep Adın açısından ne de benim açımdan 'EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAMIŞTI!' .

İlerleyen günlerde bu konuda daha ayrıntılı yazar anlatırım bun durumun 'ÇOK UZUN UZADIYA' hikayesini ama şimdilik bu kadar değinmem, lafı fazla uzatmamam çok yerinde olacaktır. Ben Balıkesir'e dönmesine döndüm ama burada ne iş yapacaktım? 

Hem yerel hem de genel seçimlerin bir arada yapıldığı 1999 yılı seçimleri gelip geçmişti.Ben de gazetecilik yapmak ve memleket hasretimi dindirmek için dönmüştüm buraya... 

O süreçte Hürriyet Gazetesi Balıkesir Büro Şefi meslektaşım, arkadaşım hatta ağabeyim kabul ettiğim Hilmi Duyar ile Muhasebeciler lokalinde birlikte yediğimiz bir akşam yemeği sırasında İstanbul'da kaldığım günlerde Ataşehir'den komşum olan (soyadını şimdi anımsayamadığım) Hülya hanım beni aradı. Hülya hanım o zamanlar merhum Nezih Demirkent'in sahibi olduğu DÜNYA Gazetesi'nde muhasebe ve İnsan Kaynakları Bölümü'ne bakan etkili bir isimdi. İstanbul Ataşehir'den komşum bir haftadır beni göremediği için merak etmiş ve telefonla aramıştı. Hülya hanıma Balıkesir'e döndüğümü ve İstanbul'a geri dönmeye niyetim olmadığını söyledim. O da bana "Eğer Balıkesir'de kalmaya kararlıysan bizim orada Bölge Büromuz mevcut. Sen yarın sabah hemen oraya git Büro Şefi Şenol Yolcu ile görüş ve işe başla. Ben hemen arıyorum Şenol beyi." dedi.

Hülya hanıma teşekkür edip kapattım telefonu fırsat ayağıma gelmişti.Etesi gün 1992'de ilk Balıkesir'e geldiği günlerden beri tanıdığım ama samimiyetim pek fazla bulunmayan Şenol Yolcu'nun bulunduğu DÜNYA Gazetesi Balıkesir Bölge Bürosu'na gittim sabah erkenden. Şenol beni çok samimi karşıladı ve "Nerede kaldın birader hemen hazırlan Edremit'e gidiyoruz" dedi..Meğer ki Edremit'te de DÜNYA Gazetesi'nin körfez Temsilciği varmış ve oradaki arkadaş bir buçuk ay önce görevinden ayrılmış Şenol bir süredir Edremit'e güvenilir birini arıyormuş. Tesadüf bu ya hemen başladım işe Edremit'te. Yaklaşık bir ay gidip geldim Edremit'e haftanın en az 3-4 günü. Orada çoğu zaman büroda yatıp kalkıyordum veya eğer Şenol bana ödenek sağlarsa(!) Otel'de kalıyordum arasıra da olsa...

Birgün Edremit'te olduğum sırada önce büroya DÜNYA Gazetesi Genel Merkezi'nden faks mesajı geldi. Hemen ardından o zamanlar gazetenin Yazı İşleri Müdürü Osman Arolat bizzat aradı ve Edremit Temlsilciliğini kapatma kararı aldıklarını benim bundan böyle Balıkesir Bölge Bürosunda kadrolu sigortalı çalışmaya devam edeceğini iletti. Bunun üzerine ben de hemen Hülya hanımı aradım ve durumu aynen teyit ettirdim. O da bana "Boşver üzülme böylesi daha iyi oldu. Boşuna masraftı Edremit temsilciliği, hem sen Balıkesir merkez'de daha yararlı olursun" deyip kapattı telefonu. En son Şenol aradı ve "Ben şimdi Burhaniye'deyim bekle beni beraber döneriz benim arabayla" dedi.

DÜNYA Gazetesi Balıkesir Bölge Bürosu'nda çalışmaya devam ederken bir gün KARESİ TV'nin sahibi Profesör Doktor Yılmaz Özbay ile karşılaştık. Onu 13 yıldır yani 1987'den beri tanıyordum. 1987 ve 19991 milletvekili genel seçimlerinde aday olmuş ancak her iki seçimde de milletvekili seçilememişti.Yılmaz hocam bana hemen kibarca da olsa sitem ederek söze girdi; "Sana Ramazan Karaca ile kaç kez haber gönderdim (gelsin görüşelim) diye. Yoksa sen benimle görüşmek istemiyor musun?" 

"Hayır hocam hiç öyle şey olur mu? Vakit bulamadım bir türlü. Haberiniz var mı bilmem ama ben iki işi bir arada götürmeye çalışıyorum. Hem Dünya Gazetesi'ndeyim hem de hafta sonları Radyo 10'a maç spikerliği yapıyorum." Şeklinde yanıt verdim Yılmaz Özbay hocama..

"Televizyonun başına büyük oğlum Deniz'i getirdim Genel Müdür olarak. Behiç'ten de kurtulduk sonunda pek kolay olmadı ama. Sen de eğer istersen oraya gel, haber müdürü yapalım seni orada devam edersin." dedi bana. Ben de "yarın vakit bulabilirsem uğrarım" yanıtını verdim ona. "Yarın yokum. Ankara'ya gidiyorum bu akşam 3-4 gün sonra döneceğim sen gelmeden önce ara beni ben oradayken görüşelim ve bu işi bitirelim." dedi Yılmaz Özbay. 

Aradan bir hafta geçti ve ben sonunda Karesi Televizyonunda Yılmaz Özbay ve Genel Müdür Deniz Özbay ile bir araya gelmiştim. Benim DÜNYA Gazetesi'nden ve ek iş olarak yaptığım RADYO 10'daki maç spikerliğinden kazandığım paranın birazcık üstüne anlaştık ama DÜNYA'dan ayrılmam sözleşmeli çalıştığım ve sözleşme sürem dolmadan ayrılmam pek kolay görülmüyordu ve o nedenle bir süre daha beklemem gerekiyordu. Aksi halde tazminat ödemem gerekecekti DÜNYA Gazetesine. Ancak haftada bir KRT'de program yapmam ve oraya yayıncılık anlamında katkı sunmamın önünde bir engel görünmüyordu. 1999 yılı Aralık ayında sanırım 2 Aralık'tı, DOBRA DOBRA adıyla ilk söyleşi programım rahmetli Yunus Baysal'ın katılımıyla yayınlandı KRT ekranlarından.

O süreçte şimdi gazetem Balıkesir GÜNCEL HABER'in Sorumlu Yazışleri Müdürü Tijen ile önce 4 Aralık 1999'da nişanlandık ve 25 Şubat 2000 tarihinde de dünayevine girdik. Hemen ardından DÜNYA Gazetesi ile sözleşmem biter bitmez istifa mektubumu bizzat gazetenin sahibi Nezih Demirkent'e gönderdim. Dünya'dan istifamın kabul edilmesini beklerken rahmetli Nezih bey beni bizzat telefonla aradı ve yüzyüze görüşmek üzere İstanbul'a çağırdı. Ertesi sabah otobüsle gittim İstanbul'a. Esenler Otogarında Nazih Demirkent'in şoförü beni karşıladı ve gazetenin merkezine daha doğrusu plazasına götürdü. Orada en üst katta Nezih Demirkent'in makamına hiç bekletmeden aldılar beni ve 'Türk Basını'nın Ölümsüz İsmi Büyük Usta Nezih Demirkent' ile yaklaşık bir buçuk saat başbaşa görüştük. Nezih bey benim en az üç ay daha DÜNYA'da kalmamı daha sonrasında beni Balıkesir Bölge Bürosu'nun başına başına getireceğini vaat ediyordu. 

Ben ise KRT'ye bilhassa Yılmaz Özbay'a söz verdiğimi ve o sözden geri dönemeyeceğimi anlatmaya çalıştım ve onun teklifini reddetmek zorunda kaldım. Yaklaşık beş saat orada kaldım ve beni yine makam aracıyla ve şoförüyle otogara kadar ulaşmamı sağladı. Sekiz gün sonra sözleşmem sona erdiğinde DÜNYA gazetesinden resmen ayrılarak KRT'de yani Balıkesir KARESİ Televizyonunda 11 yıl 4 ay 14 gün sürecek serüvenim başlamış oldu.

Bundan sonraki yazım KRT'de geçen sürecim ve sonrasına ilişkin olacaktır. Bir anlamda serüvenimde dördüncü perdeyi açacağım ve sizlere anlatacağım. 

 

 

..    

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss