Yeniden Başlarken...
Ben bu işe yani gazeteciliğe fiili olarak 24 Ekim 1988'de başladım. Daha önce farklı gazetelerde yayımlanan bazı yazılarımda belirttiğim gibi; bugün itibarıyla bu çileli meslekte koskoca 37 yılı çoktan geride bıraktım.

Zikri EVNER DOBRA DOBRA
zikriekspres@gmail.com - 0 532 342 90 12Bugün itibarıyla kendime '38 yıllık gazeteciyim' diyebiliyorum artık. Mesleğe otuz sekiz yıl önce o zamanlar Balıkesir'de 1988 yılında haftalık olarak yayımlanan HARMAN isimli gazetede çalışmaya yani 'gidip gelmeye' o yılın Ekim ayının 4'ü veya 5'inde başladım. Sonra 24 Ekim'de yayımlanan ilk sayıda benim acemice kaleme aldığım üç, dört paragraflık bir köşe yazımla beraber Susurluk yolunda meydana gelen ölümlü ve yaralamalı bir trafik kazası haberinde ismim çıkmıştı,yayımlanmıştı. Mesleki deyimle bir köşe yazısı ile bir haberde imzam vardı ve ayrıca gazetenin künyesinde 'Haber Yayın Koordinatörü' gibi havalı bir sıfatla adım yer alıyordu.
Harman gazetesindeki maceram yaklaşık yedi ay sürdü. 'İstifa' veya 'kovulma' şeklinde olmayan bir ayrılık biçimiyle Harman gazetesinden ayrıldım bir başka deyişle ayağımı kestim.Çünkü HARMAN gazetesinin her işine ben koşturuyordum, o gazetenin vitrindeki ismi bendim ama kazancım hiç yok denilecek kadar azdı ve şimdi ismi lazım değil ama gazetenin sahibi görünen şahıs ile yaşadığım sorunlar katmerleşerek artmış ve bu sorunların çözümü için ufukta görünen bir ışık veya herhangi bir emare yoktu, olmayacaktı da aslında....
Harman'dan ayrılışımdan sonra bir başka deyişle ayağımı kesmenin ardından, hemen sonrası değil ama bir buçuk ay sonra fiilen gazetecilik yapmadığım süreçte tesadüfen karşılaştığım bir başka gazeteci arkadaşımın 'gel beraber gidelim' dediği için katıldığım bir siyasi partinin il teşkilatı binasındaki basın toplantısı sonrasında gazetecilik mesleğimdeki ilk iş teklifimi aldım. O dönemde YENİ ASIR Bölge Gazetesi'nin Balıkesir Büro Şefliği görevinin yanısıra işadamı Tolga Şayakçı tarafından yeni satın alınan yerel HİZMET gazetesinin de 'gayri resmi de olsa' koordinatörlüğünü yürüten Emin Buldan ağabeyim bana HİZMET'te çalışmam için teklifte bulundu.
O aldığım teklif üzerine hemen üç gün sonra HİZMET'te çalışmaya başladım. Maalesef oradaki görev sürem de pek fazla uzun sürmedi. Çünkü Bu meslekte hiçbir deneyim sahibi olmayanlardan oluşan bir kadro kurulmuştu ve en altından en üstüne HİZMET'in bünyesinde bulunanların gazetecilik yapmak gibi bir düşüncesi, isteği yoktu çünkü işi bilmiyorlar, anlamıyorlardı benim kanaatime göre..
Beni o gazeteye kazandıran Emin Buldan'a konuyu birkaç kez açtığımda ise bana haklı olduğumu ama daha yolun başında olduğum için sabırsız davranmamamı, karamsar olmamamı öğütlüyordu daima. O gazetede kimin ne yaptığı ne iş yapacağı belli değildi adeta. Orada çalışanların bütün emeli ve arzusu, dolayısıyla hedefi Tolga Şayakçı'nın hoşuna gidecek bir takım haberleri gazetede yer vererek göze girmek ve piyasa rayiçinin biraz üstünde kazanç sağlamaktı. Sanırım gazetecilik yapmak gibi bir amaç veya hedefleri yoktu onların...
Bir kaç ay sonra Emin Buldan ağabeyim de fiilen yürüttüğü koordinatörlük ve Şayakçı'nın basın danışmanlığı görevini bırakıp HİZMET'ten ayağını kesince benim de cebelleşerek yürütmeye çalıştığım HİZMET'teki acemi gazetecilik serüvenim sona erdi. Gazetenin resmen Sorumlu Yazıişleri Müdürlüğü görevini yürüten avukat M. Kemal Turan'a ayrılacağımı söyledim ve ayrıldım, defalarca 'GİTME KAL' demesine rağmen ayrıldım..
HİZMET'ten ayrılır ayrılmaz hemen YENİ ASIR'a daha doğrusu Emin Buldan'ın yanına gittim 'Hemen gel burada başla' dedi ama 'kadrom yok, sigorta yapmam kaşeli çalışırsın' diye de ekledi.Hemen ertesi gün YENİ ASIR Balıkesir Bürosunda işe başladım. Pazar dahil çok yoğun tempoda çalışıyordum. Daha öncekilere göre de iyi para kazanmaya başlamıştım. Ancak o zaman piyasa koşullarına göre ve benim gibi sektörde diğer çalışanlara göre yine de az kazanıyordum. Başlangıçta bunları hiç sorun etmedim. Ancak beş, altı ay sonra mesleki anlamda ve de kişisel olarak 'kendimi kullanılıyormuş gibi' hissetmeye başladım. Bu türden 'HİSLERİM' zamanla 'daha da artmaya ve somutlaşmaya' başlayınca Büro Şefi Emin Buldan'a konuyu açtım. Emin ağabey 'Haklısın' diye lafa girdi ama devamında beni haksız çıkarmaya yönelik cümleler (!) kurarak biraz daha bu meslekte 'PİŞMEM' gerektiğini daha sabırlık olmam gerektiğini söyleyerek konuyu kapattı veya bir başka deyişle 'kestirip attı!'
Ancak bir veya bir buçuk ay sonra 'baktım olmuyor, daha fazla ısrar etmenin bir anlamı yok' diye düşünerek bu kez Emin Buldan direkt olarak ayrılmak istediğimi söyledim. O da bana 'şu bayramı geçirelim sonra konuşuruz, senin sorunlarını halledemezsek gidersin o zaman' diye cevap verdi. Ramazan ayı, ardından Şeker bayramı geldi, geçti ama ben çalışmaya daha da artan ve yoğunlaşan tempoda devam ediyordum.
Bir kaç kez Emin ağabeye ayrılma kararımı açtım ama çeşitli bahaneler öne sürüp hep erteledi bu kararımı hayata geçirmemi..
Sonunda Kurban bayramı geldi, çattı. Bu kez Büro Şefi Emin Buldan 'Kurban bayramı geçsin ayrılmak istiyorsan bayram ertesi ayrılırsın' dedi bana..
Gerçekten de Kurban bayramı geçti hemen ertesinde ayrıldım YENİ ASIR'dan.
Sonrasında yaklaşık üç ay hiçbir iş yapmadım. Hatta bir aydan biraz fazla bir zaman dilimini Balıkesir'in dışında İstanbul ve Nazilli'de geçirdim.Ta ki 1990 yılının Ekim ayı ortalarında daha öncesinde çocuk yaşlardan beri tanıdığım Yeni HABER Gazetesi sahibi Ekrem Balıbek ile karşılaşıncaya dek. O zamanlar bırakın cep telefonunu evimizde dahi telefon yoktu o yüzden Ekrem ağabey YENİ ASIR'dan ayrıldığımı duymuş ama bana bir türlü ulaşamamıştı. Sevgili meslektaşım, dostum, arkadaşım Coşkun Yaman YENİ HABER'den yeni ayrılmıştı ve onun yerine beni düşünüyormuş, öyle söyledi bana karşılaştığımızda..
Şimdi otuz sekiz yıllık meslek serüvenimi anlatmaya başladığım bu yazıma bir daha ki yazıma kadar ara vermek istiyorum. Sonraki yazımda kladığım yerden devam edeceğim..

