BEREKET VE ÖLÇÜ
Ramazan bize sabrı, kanaatkârlığı, azla yetinmeyi öğretmek için geliyor. Nimetin kıymetini, şükrü hatırlatıyor. Peki, akşam sofralarımız bu dersle ne kadar örtüşüyor?

Tijen EVNER KADINCA
tijenevner@gmail.com - 05333244394Ramazan bize sabrı, kanaatkârlığı, azla yetinmeyi öğretmek için geliyor. Nimetin kıymetini, şükrü hatırlatıyor. Peki, akşam sofralarımız bu dersle ne kadar örtüşüyor?
Bereketi büyütürken ölçüyü koruyabiliyor muyuz?
Niyet ederek gün boyu sabrı, paylaşmayı, kanaatkârlığı öğreniyoruz da; iftar saati yaklaşırken evlerimizin havası bile değişiyor. Mutfaktaki telaşımız, her evde yaşanan o tatlı telaş…
‘Şundan da olsun, bunu da yapalım, canım şunu çekti’…
Tatlı varken başka tatlı çeker canımız, yemek varken bir çeşit daha koyarız ocağa, salata çeşitleri, içecek çeşitleri…
Derken sofralar büyüdükçe büyür gider…
Bunu da son derece insani güdüyle yapıyoruz aslında. Gün boyu aç kalmanın verdiği hisle. Ramazan’da hepimiz sofralarımıza biraz daha özeniyoruz.
Daha güzel, daha bol olsun istiyoruz.
Gün boyu aç kalmanın ardından, akşam olunca her şeyden tatmak istiyoruz. Ama tam da o anda, Ramazan’ın bize öğrettiği kanaatkârlığı hatırlayabiliyor muyuz?
O an gözümüz doysun istiyoruz ama gözümüzü doyurmaya çalışırken de ölçüyü kaçırıyor muyuz?
Açlığın verdiği heyecanla sofraları biraz fazla mı donatıyoruz? Bu bereketi gerçekten koruyabiliyor muyuz?
Ramazan bize azla yetinmeyi öğretirken, biz farkında olmadan fazlasına mı kaçıyoruz? Kısacası ölçülü olabiliyor muyuz?
Çoğu zaman masada kalan tabaklara bakınca ‘olamıyoruz’. Ölçülü olamıyoruz!..
Yarım kalan yemekler, dokunulmadan kaldırılan kâseler, ertesi güne bırakılıp unutulan çeşitler…
O zaman durup bir düşünmek gerekiyor: Hazırladıklarımızın hepsi ihtiyaç mı, yoksa gözümüz ve nefsimiz mi fazlasını istedi?
İşte o zaman bereketle ölçü arasındaki farkta ortaya çıkıyor. Ramazan’ın bize öğretmek istediği ile bizim yaptığımız arasındaki ince fark.
Oruç bize sabrı öğretiyor. Açlığın ne demek olduğunu hatırlatıyor. Bir lokmanın, bir bardak suyun kıymetini gösteriyor. Kanaatkâr olmayı, elindekine razı gelmeyi, fazlasına ihtiyaç duymamayı fısıldıyor. Ama bazen iftar telaşı içinde o hatırlatmayı gözden kaçırabiliyoruz.
Evet; gerçek bereket, çok hazırlanmakta değil israf etmemekte, sofrayı büyütmekte değil, ölçüyü koruyabilmektedir.
Ramazan bize aç kalmayı değil, bilinçli olmayı öğretmeye geliyor.
Eğer sofralarımızda da ölçüyü koruyabilirsek, işte o zaman bu bereket ayının hakkını biraz daha verebiliriz.

